Tesla’nın Full Self-Driving (Supervised) sistemi, küresel ölçekte önemli bir eşiğe yaklaşmış durumda. Şirketin resmi FSD internet sitesinde paylaşılan güncel verilere göre, FSD donanımına sahip Tesla araçları bugüne kadar toplamda 6,99 milyar milden fazla yol kat etti. Bu rakam, sistemin gerçek yol koşullarında ne denli büyük bir veri havuzuyla beslendiğini net biçimde ortaya koyuyor. Toplam sürüş mesafesinin dikkat çeken kısmı ise şehir içi kullanımlardan geliyor; yaklaşık 2,5 milyar mil doğrudan kentsel alanlarda gerçekleştirildi.
Şehir içi sürüşler, otonom sistemler için otoyol senaryolarına kıyasla çok daha karmaşık kabul ediliyor. Korumasız kavşak dönüşleri, yayalarla etkileşim, bisikletliler, trafik ışıkları ve beklenmeyen yol durumları gibi unsurlar, sürüş yazılımlarının gerçek yetkinliğini belirleyen temel alanlar arasında yer alıyor. Bu nedenle Tesla FSD filosunun şehir içinde topladığı milyarlarca millik veri, sistemin olgunlaşmasında kritik rol oynuyor. Günümüzde yalnızca sınırlı sayıda çözüm, şehir merkezlerinde benzer ölçekte otonom sürüş deneyimi sunabiliyor ve bu alandaki zorluklar, sensör yoğunluğu yüksek rakip sistemlerde dahi zaman zaman ciddi sorunlara yol açabiliyor.
Tesla’nın veri avantajı ve FSD’nin hızlanan gelişimi
Tesla’yı otonom sürüş yarışında öne çıkaran temel unsurlardan biri, sahadaki araç sayısı ve bu araçların her gün aktif biçimde veri toplaması. Milyonlarca aracın gerçek trafik koşullarında FSD’yi kullanması, yazılım güncellemelerinin çok daha hızlı ve etkili şekilde olgunlaşmasını sağlıyor. Yaklaşık 7 milyar mile ulaşan toplam sürüş verisi sayesinde Tesla, FSD güncellemelerinde araçların deneyimli bir sürücüye benzer şekilde davranmasını hedefleyen ince ayarları daha kısa sürede devreye alabiliyor.
Son dönemdeki ilerlemeler, teknoloji dünyasında da geniş yankı uyandırmış durumda. NVIDIA Robotik Direktörü Jim Fan, FSD v14 deneyiminin ardından sistemin kendi tanımıyla bir “Fiziksel Turing Testi”ni geçen ilk yapay zekâ olduğunu ifade etti. Fan, direksiyonun kendi kendine dönmesini izlemenin ilk anda gerçek dışı bir his verdiğini, ancak çok kısa sürede bunun sıradanlaştığını ve sistemden vazgeçmenin zorlaştığını belirterek, bu tür teknolojilerin insan alışkanlıklarını kökten dönüştürdüğünü vurguladı.
Tesla FSD filosunun ulaştığı bu kilometre taşları, yalnızca sayısal bir başarı olarak değil, aynı zamanda otonom sürüş teknolojilerinin günlük hayata daha güçlü şekilde entegre olmasının da bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Özellikle şehir içi sürüşte biriken veri miktarı, önümüzdeki dönemde FSD’nin daha akıcı, daha öngörülü ve daha güvenli hale gelmesinin temelini oluşturuyor.


















Leave a Reply