Tesla’nın yazılım tarafındaki en radikal adımlarından biri olması beklenen V11 arayüzü, resmi olarak yayınlanmadan önce internete sızdırılan bir prototiple gündeme gelmişti. 2021 yılında ortaya çıkan bu erken sürüm, Tesla kullanıcı arayüzünün alışılmış yapısından oldukça farklı bir yaklaşım sunuyordu. O dönem v9 ve v10 gibi büyük güncellemelerin yıl sonuna doğru yayınlanmasına alışkın olan kullanıcılar, V11’in de benzer bir takvimle geleceğini düşünüyordu. Ancak bu beklenti, sızdırılan prototipin hiçbir zaman nihai sürüme dönüşmemesiyle boşa çıktı.
Söz konusu prototip, Tesla’ya ait bir araçta tamamen farklı bir ekran düzeniyle ortaya çıkmıştı. Resmi olmayan bu görüntüler, Tesla topluluğunda büyük yankı uyandırdı. Arayüzün sunduğu modüler yapı, uygulamaların yeniden boyutlandırılabilmesi ve ekran üzerinde serbestçe konumlandırılabilmesi gibi özellikler, Tesla yazılımında şimdiye kadar görülmemiş bir özgürlük hissi veriyordu. O dönem için oldukça iddialı olan bu yaklaşım, geriye dönüp bakıldığında üretime girmesi hiç planlanmamış bir deneme sürümü izlenimi veriyor.
Modüler yapı ve kişiselleştirme yaklaşımı
Sızdırılan V11 prototipinde arayüzün temelini esneklik oluşturuyordu. Kullanıcılar, harita, medya oynatıcı, telefon veya mesajlaşma gibi uygulamaları farklı boyutlarda çalıştırabiliyor ve ekranın istedikleri bölümüne yerleştirebiliyordu. Aynı anda birden fazla uygulamanın açık kalabilmesi, Tesla ekranını adeta bir tablet ya da masaüstü işletim sistemi gibi kullanma fikrini öne çıkarıyordu. Harita küçük bir pencere olarak köşeye alınabilirken, medya uygulaması ekranın büyük bölümünü kaplayabiliyordu.
Ekranın alt kısmında görülen ince bir çizgi, birden fazla ana ekran sayfasının kullanılabileceğine işaret ediyordu. Bu yapı, sürüş sırasında kullanılan bir ekran düzeni ile park halindeyken tercih edilen farklı bir düzen arasında hızlı geçiş yapılmasına olanak tanıyabilecek bir sistemin sinyalini veriyordu. Günümüz Tesla arayüzünde hâlâ tek bir ana ekran mantığı hâkimken, bu fikir yıllar sonra bile oldukça cazip görünüyor.
Alt bölümde yer alan dock alanı da dikkat çekici detaylardan biriydi. O dönem henüz özelleştirilebilir bir dock bulunmazken, prototipte uygulamaların bu alana serbestçe eklenip çıkarılabildiği görülüyordu. Dock’un ekranın tamamını kaplamaması, uygulamaların arka planda daha fazla alan kullanabilmesini sağlıyordu. Sonradan yayınlanan V11 sürümünde dock daha sade ve sınırlı bir yapıyla geldi. İlk etapta koltuk ısıtma gibi önemli kısayolların kaldırılması eleştirilse de Tesla, sonraki güncellemelerle bu eksikleri kısmen giderdi.
| Özellik Grubu | Açıklama |
|---|---|
| Arayüz Yapısı | Modüler tasarım, tamamen esnek ekran düzeni |
| Uygulama Kullanımı | Aynı anda birden fazla uygulama çalıştırma |
| Kişiselleştirme | Uygulamaları yeniden boyutlandırma ve serbest konumlandırma |
| Ana Ekranlar | Birden fazla ana ekran (sayfa) desteği |
| Dock Tasarımı | Tam özelleştirilebilir, yüzen ve ekranı kaplamayan dock |
| Araç Kontrolleri | Sol taraftaki araç ikonu üzerinden hızlı kontrol erişimi |
| Hızlı Kısayollar | Kilit, bagaj, ön bagaj, vites gibi işlevlere doğrudan erişim |
| Görselleştirme | Model S’te sürüş görselleri gösterge panelinde |
| Durum Çubuğu | Sadeleştirilmiş yapı, çoğu simge hızlı kontroller içinde |
| Donanım Uyumu | MCU 3 (AMD Ryzen) tabanlı Model S üzerinde çalıştı |
| Yayın Durumu | Prototip aşamasında kaldı, hiçbir zaman dağıtılmadı |
Araç kontrolleri tarafında da alışılmış düzenin dışına çıkıldığı görülüyordu. Sol alt köşedeki klasik araç simgesi yerine, ekranın sol tarafındaki araç ikonunun hem vites geçişlerinde hem de hızlı kontrollere erişimde kullanıldığı bir yapı tercih edilmişti. Bu ikon üzerinden kilit, bagaj, ön bagaj ve benzeri işlevlere hızlıca ulaşılabiliyordu. Bu alanın da kişiselleştirilebilir olup olmadığı net olmasa da ikon düzeni, böyle bir ihtimali düşündürüyordu. Tam ayarlara ulaşmak için ise yine araç simgesi üzerinden detaylı menü açılıyordu.
Model S üzerinde görülen bu prototipte sürüş görselleştirmeleri ana ekranda yer almıyordu. Bunun nedeni, Model S’te bu bilgilerin dijital gösterge panelinde sunulmasıydı. Model 3 veya Model Y gibi tek ekranlı araçlarda bu görselleştirmenin ayrı bir pencere olarak konumlandırılabileceği ya da tamamen gizlenebileceği düşünülüyor. Ancak bu senaryo hiçbir zaman test edilemedi.
Durum çubuğu tarafında da ciddi bir sadeleşme söz konusuydu. Birçok simge sol tarafa taşınmış, kalan bilgilere ise hızlı kontroller açıldığında erişiliyordu. Bu yaklaşım, daha sonra yayınlanan V11’in nihai sürümünde de büyük ölçüde benimsendi.
Bu prototip, Mart 2021’de ortaya çıktığında birçok kullanıcı bunun er ya da geç araçlara geleceğini düşünüyordu. Ancak bu beklenti hiçbir zaman gerçekleşmedi. Tesla’nın yayınladığı V11, bu erken sürümdeki fikirlerin daha sadeleştirilmiş ve sınırlanmış bir versiyonu olarak kaldı. Çoklu uygulama kullanımı, serbest boyutlandırma ve birden fazla ana ekran gibi özellikler ise rafa kaldırıldı.
Söz konusu yazılımın MCU 3 donanımına sahip, AMD Ryzen işlemcili bir Model S üzerinde çalıştığı biliniyor. Model 3 ve Model Y’nin bu donanıma geçişi ise aynı yılın sonunu buldu. Bu durum, eski Intel tabanlı araçlarla uyumsuzluk ihtimalini ve iki farklı arayüzü destekleme zorunluluğunu Tesla açısından ciddi bir risk haline getirmiş olabilir. Tesla’nın artık daha geniş bir kullanıcı kitlesine hitap eden bir marka olması, bu kadar karmaşık ve derin özelleştirme sunan bir arayüzden vazgeçilmesinde etkili olmuş gibi görünüyor.
Yine de bu prototipte görülen fikirlerin tamamen rafa kalktığını söylemek zor. Gelecekte Tesla’nın yeni bir arayüz güncellemesiyle uygulama boyutlandırma, çoklu ekran düzenleri ve kullanıcı bazlı arayüz profilleri gibi özellikleri daha kontrollü bir şekilde sunması ihtimaller arasında. Tesla’nın bu erken denemesinin hikâyesini bir gün resmi olarak paylaşması ise hâlâ merakla bekleniyor.


















Leave a Reply