KTM yasa dışı motosiklet satışı iddiaları, Avrupa otomotiv ve motosiklet dünyasında adeta yeni bir “Dieselgate” (emisyon skandalı) etkisi yarattı. 2024 yılının sonlarında iflasın eşiğinden dönen ve hisselerinin büyük bölümünü Hindistan merkezli Bajaj Auto’ya devreden Avusturyalı üretici, şimdi de Avrupa’nın en büyük markalarından biri olarak emisyon hilesi iddialarının merkezinde yer alıyor. Aralarında Der Spiegel ve Manager Magazin gibi dev yayın organlarının da bulunduğu on farklı Avrupalı medya kuruluşunun ortaklaşa yürüttüğü gizli araştırma, markanın yarış odaklı enduro motosikletlerini yasal emisyon kurallarına uydurmak için fabrikada güçlerini kıstığını, ancak bu araçların trafiğe tescil işlemleri tamamlandıktan hemen sonra bayilerde gizlice tam gücüne ulaştırıldığını ortaya koydu. Ortaya çıkan bu durum, motosiklet dünyasında son yılların en büyük yasal ve çevresel krizlerinden biri olarak nitelendiriliyor.
Ortaya çıkan KTM yasa dışı motosiklet satışı skandalının merkezinde, özellikle markanın popüler arazi ve yarış modellerinden biri olan KTM 350 EXC-F ve benzeri enduro araçları yer alıyor. Normal şartlarda yarış pistleri için üretilen bu tek silindirli 350 cc’lik motorlar, orijinal halleriyle tam 51 beygir güç üretiyor. Ancak bu yüksek güç ve performans, Avrupa Birliği’nin katı Euro 5+ emisyon ve gürültü standartlarına kesinlikle uyum sağlayamıyor. İddialara göre KTM, bu açığı kapatmak amacıyla araçları fabrikadan çıkarken elektronik yazılımlar ve özel susturuculu egzoz sistemleriyle sadece 15 beygir güce üretebilecek şekilde sınırlandırıyor (detuning). Bu sayede araçlar yasal testleri başarıyla geçerek sokaklara çıkabilmesi için gerekli olan tescil ve plaka belgelerini kolayca alabiliyor.
Ancak gizli kameralarla bayileri ziyaret eden araştırmacı gazetecilerin ulaştığı bulgular, bu sınırlandırmanın sadece kağıt üzerinde kaldığını gösteriyor. Brüksel Motosiklet Fuarı’nda ve farklı ülkelerdeki bayilerde yapılan gizli görüşmelerde, satış temsilcilerinin bu durumu açıkça “küçük bir hile” olarak tanımladığı kayıtlara geçti. Avusturya’daki bir KTM bayisi, motorların fabrikadan çıktığı bu aşırı kısıtlanmış 15 beygirlik modda sadece 20 kilometre (12 mil) yol yapabileceğini, sonrasında ise motorun ciddi şekilde hasar görüp bozulacağını itiraf etti. Çünkü bu yüksek performanslı mekanik altyapı, bu kadar ağır bir güç kısıtlamasına uzun süre dayanacak şekilde tasarlanmamıştı. Bu yüzden bayiler, araç müşteriye teslim edilmeden hemen önce fabrika tarafından kutu içinde gönderilen orijinal parçaları geri takıyor, yazılımı güncelliyor ve motoru yeniden 51 beygirlik tam gücüne ulaştırıyor.
Bu KTM yasa dışı motosiklet satışı operasyonu, sadece etik bir sorun yaratmakla kalmıyor, aynı zamanda çok ciddi yasal, finansal ve çevresel riskleri de beraberinde getiriyor. Uluslararası Temiz Ulaşım Konseyi (ICCT) tarafından yapılan bağımsız incelemelere göre, güç kısıtlaması bayide kaldırılan bir KTM motosikleti, yasal limitlerden iki kat daha fazla ses çıkarıyor. Daha da vahimi, bu araçların havaya saldığı zehirli karbonmonoksit miktarı adeta küçük bir dizel lokomotif ile aynı seviyeye ulaşıyor ve partikül emisyonları normal bir binek otomobilin katbekat üzerine çıkıyor. Ayrıca yasal olarak sokakta sürülmesi yasak olan bu yüksek güçlü modifikasyonlar nedeniyle, sigorta şirketleri olası bir kaza durumunda hiçbir hasarı karşılamıyor. Bu durum, bu motosikletlerle trafiğe çıkan sürücülerin doğrudan hapis cezası istemiyle yargılanabileceği anlamına geliyor.
KTM AG ise hakkındaki tüm bu ağır suçlamaları kesin bir dille reddederek medyanın endüstri standartları konusunda “temel bir yanlış anlaşılma” içinde olduğunu savundu. Şirket tarafından yapılan resmi açıklamada, tüm enduro modellerinin fabrikadan tamamen yasal ve Avrupa regülasyonlarına uygun (homologated) bir şekilde çıktığı belirtildi. Araçların orijinal güçlerine döndürülmesi işleminin sadece müşterilerin özel talebi doğrultusunda, profesyonel yarış pistlerinde ve kapalı arazilerde kullanılmak üzere yapıldığı iddia edildi. Bayilerin, bu modifikasyon gerçekleştirildiğinde aracın sokak yasalılığının ve tescilinin sona ereceği konusunda alıcıları açıkça uyardığı savunuldu. Ancak gazetecilerin raporları, birçok bayinin daha müşteri talep bile etmeden araçlar showroom’a gelir gelmez bu kısıtlamaları sökerek hazır hale getirdiğini gösteriyor. Almanya’nın Federal Motorlu Taşımacılık Dairesi (KBA) konu hakkında resmi bir soruşturma başlatırken, AB yasalarına göre kasıtlı emisyon hilesi yaptığı kanıtlanan üreticilere araç başına 5 milyon euroya varan devasa cezalar kesilebiliyor.














Leave a Reply