Hayat Kurtaran Teknolojiler Neden Reddediliyor? Her 5 Sürücüden Biri Güvenlik Asistanlarını Kapatıyor!

Hayat Kurtaran Teknolojiler Neden Reddediliyor? Her 5 Sürücüden Biri Güvenlik Asistanlarını Kapatıyor!

Araştırmaya göre otomobilinde uyarlanabilir hız sabitleyici bulunan sürücülerin %25,9’u bu sistemi hiç kullanmıyor. Üstelik %7’lik bir kesim sistemin nasıl çalıştırılacağını dahi bilmediğini belirtiyor. Bu durum, otomobil üreticilerinin sunduğu gelişmiş teknolojilerin kullanıcıya ne kadar iyi anlatıldığı konusunda soru işaretleri oluşturuyor.

Benzer durum diğer sürüş destek sistemlerinde de görülüyor. Sürücülerin yaklaşık %18’i şerit takip/destek sistemini kullanmaktan kaçınıyor. Otomatik acil frenleme sistemi ise %21,3’lük bir kesim tarafından devre dışı bırakılıyor. Kullanıcıların bir kısmı bu sistemlerin gereğinden fazla müdahale ettiğini veya yanlış uyarılar verdiğini düşünüyor.

Artırılmış gerçeklik destekli head-up display de beklenen ilgiyi görmüyor. Bu özelliğe sahip sürücülerin yalnızca %22,4’ü sistemi düzenli olarak kullanıyor. %17,1’lik kesim ise AR head-up display’i hiç açmıyor.

Premium donanımlarda da benzer bir tablo var. Masajlı koltuklara sahip sürücülerin yalnızca %22’si bu özelliği düzenli olarak kullanıyor. Uzaktan çalıştırma fonksiyonunda bu oran %24,5’te kalırken, uygulama üzerinden klima kontrolü gibi özelliklerin de kullanım oranları oldukça düşük seviyelerde bulunuyor.

Buna karşılık sürücüler daha basit ve günlük hayatta doğrudan fayda sağlayan teknolojileri çok daha fazla kullanıyor. Araştırmaya katılanların %58,3’ü Bluetooth bağlantısından vazgeçemeyeceğini söylerken, geri görüş kamerası %45,7, dahili navigasyon %44,5 ve ısıtmalı ön cam %41 kullanım oranına ulaşıyor.

Sürüş modları ise ilginç bir başka örnek oluşturuyor. Günümüzde çok sayıda otomobil Eco, Comfort, Normal, Sport veya benzeri farklı sürüş modları sunmasına rağmen, sürücülerin yalnızca %27,3’ü bu modları düzenli olarak değiştiriyor. 25-34 yaş grubunda ise oran %38,3’e yükseliyor.

Yaş, otomobil teknolojilerinin kullanımını da değiştiriyor

Araştırmanın bir diğer dikkat çekici sonucu, teknoloji kullanımının yaş gruplarına göre ciddi şekilde farklılaşması. Bluetooth bağlantısı 25-34 yaş grubunda %68,5, 35-44 yaş grubunda ise %68,8 oranında düzenli kullanılıyor. 55 yaş ve üzerindeki sürücülerde bu oran %49,7’ye geriliyor.

Kablosuz telefon şarjında da benzer bir fark görülüyor. 35-44 yaş grubunda kullanım oranı %44,4 olurken, 55 yaş ve üzerindeki sürücülerde %20,7 seviyesinde kalıyor. Uzaktan çalıştırma özelliği de genç sürücüler tarafından daha fazla tercih ediliyor; 55 yaş ve üzerindeki grupta kullanım oranı yalnızca %5,1’e kadar düşüyor.

Ancak ısıtmalı ön cam bu eğilimin dışında kalıyor. Bu özelliğin kullanım oranı 18-24 yaş grubunda %27,2 iken 45-54 yaş grubunda yaklaşık %45’e yükseliyor. Bu da bazı otomobil teknolojilerinin akıllı cihazlarla olan alışkanlıklardan ziyade doğrudan pratik faydaları nedeniyle tercih edildiğini gösteriyor.

Araştırmanın ortaya koyduğu genel tablo aslında otomobil üreticileri açısından oldukça önemli. Tüketiciler, satın aldıkları otomobilde çok sayıda teknoloji bulunmasını her zaman istemiyor veya bu teknolojilerin tamamını kullanmıyor. Özellikle masaj koltukları, AR head-up display, gelişmiş sürüş modları ve bazı sürüş destek sistemleri, kullanıcıların önemli bir bölümü için günlük yaşamda vazgeçilmez özellikler haline gelmiş değil.

Buna karşılık Bluetooth, geri görüş kamerası, navigasyon ve ısıtmalı koltuk gibi basit, anlaşılır ve doğrudan fayda sağlayan donanımlar çok daha yüksek kullanım oranlarına sahip.

İngiltere’de en çok kullanılan 10 otomobil teknolojisi

Araştırmaya göre sürücülerin en fazla kullandığı otomobil teknolojileri şöyle sıralanıyor:

  1. Bluetooth bağlantısı – %58,3
  2. Geri görüş kamerası – %45,7
  3. Dahili navigasyon – %44,5
  4. Isıtmalı ön cam – %41
  5. Isıtmalı koltuklar – %31,9
  6. Kablosuz telefon şarjı – %31,9
  7. Kör nokta izleme – %29,4
  8. 360 derece kamera – %27,8
  9. Sürüş modları – %27,3
  10. Uyarlanabilir hız sabitleyici – %26,9

Araştırma, “otomobilde ne kadar çok teknoloji varsa o kadar iyi” anlayışının her kullanıcı için geçerli olmadığını ortaya koyuyor. Bir özellik ne kadar gelişmiş olursa olsun, kullanımı karmaşıksa veya sürücüye gerçek hayatta belirgin bir avantaj sağlamıyorsa, otomobilde bulunmasına rağmen büyük ölçüde atıl kalabiliyor.

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir