Küresel otomotiv pazarının lider isimlerinden Toyota, bu yılın ilk yarısında karmaşık bir satış tablosuyla karşı karşıya kaldı. Şirketin amiral gemisi modellerinden bazıları rekor seviyede ilgi görmeye devam ederken, markanın küresel ölçekte en çok güvenilen ve en çok satan bazı modellerinde beklenmedik hacim kayıpları yaşanıyor. Bu durumun en somut örneği, yıllardır sınıfının liderliğini kimseye kaptırmayan kompakt SUV modelinde gözleniyor. Yaşanan bu istisnai durumun arkasında ise pazar talebinin azalması değil, tamamen küresel lojistik krizleri ve üretim hatlarında gerçekleştirilen zorunlu modernizasyon çalışmaları yer alıyor.
Otomotiv dünyasından gelen son resmi veriler incelendiğinde, markanın en popüler SUV modelinin grafiklerinde ciddi bir gerileme göze çarpıyor. Yapılan pazar analizlerine göre, Toyota RAV4’ün satışları bu yıl şu ana kadar neredeyse yüzde 36 düştü. Geçtiğimiz yılın ilk altı aylık döneminde 239.451 adetlik devasa bir satış başarısına imza atan model, bu yılın aynı döneminde 153.955 adet seviyesine kadar geriledi. Yalnızca haziran ayı verileri incelendiğinde bile satışların 36.810 adetten 32.350 adede düştüğü net bir şekilde anlaşılıyor. Ancak analistler, bu sert düşüşün nedenini tüketici ilgisinin azalmasına değil, tamamen arz tarafında yaşanan büyük tıkanıklıklara bağlıyor. Yani bayilerde araç bulunabilse, alıcılar hala bu aracı satın almak için sırada beklemeye devam ediyor.
Pazardaki bu tedarik krizinin ve araç bulunabilirliği sorununun temel nedenleri üretim tesislerinin içine dayanıyor. Şirket tarafından yapılan resmi açıklamalara göre, fabrika yenileme önlemleri ve üretim kesintileri popüler SUV’a zarar verdi. Özellikle Kuzey Amerika ve Japonya’daki üretim tesislerinde yeni nesil hibrit modellerin üretimine geçiş süreci kapsamında kademeli hat yenileme çalışmaları başlatıldı. Kentucky’deki Georgetown fabrikasında hibrit montaj hatlarının kapasitesini artırmak için yapılan bu yeniden düzenleme operasyonları, fabrikalardaki bantların aylarca yavaşlamasına ya da durmasına yol açtı. AutoForecast Solutions verilerine göre, ocak ve mayıs ayları arasında RAV4 üretimi geçen yılın aynı dönemine kıyasla yaklaşık 86.400 adet azaldı. Bu durum, bayilerin stok yönetimini günlerle değil, saatlerle ölçmesine neden olacak kadar büyük bir arz krizini beraberinde getirdi. Üretimdeki bu içsel dönüşümün yanı sıra, Orta Doğu’daki gerilimler ve Hürmüz Boğazı’nda yaşanan lojistik aksamalar da şirketin deniz aşırı tedarik zincirine çok ağır bir darbe vurdu.
Markanın diğer modelleri incelendiğinde de oldukça dalgalı ve ilginç bir pazar performansı ortaya çıkıyor. Örneğin, spor modellerden GR 86 satışları ilk yarıda yüzde 26,2 oranında bir kayıpla 4.007 adede gerilerken, çevreci model Prius’un hacmi yüzde 42,3 düşüşle 19.519 adet seviyesinde kaldı. Efsanevi arazi aracı Land Cruiser da yüzde 40’a yakın bir gerileme kaydetti. Buna karşın, üretimi durdurulma kararı alınan GR Supra modeli gibi bazı niş araçlarda yüzde 72’yi bulan olağanüstü satış patlamaları yaşandı. Genel toplama bakıldığında ise markanın genel durumunun pozitif tarafta kalmayı başardığı görülüyor. Elde edilen resmi finansal ve operasyonel verilere göre, Toyota’nın toplam satışları bu yıl yüzde 1,5 arttı ancak Lexus satışları düştü. Toyota markası Amerika pazarında genel bir büyüme yakalayıp haziran ayında da yüzde 11,2’lik bir sıçrama gerçekleştirirken, lüks segmentteki temsilcisi Lexus aynı başarıyı gösteremedi ve ilk yarıyılda yüzde 5,2’lik bir daralma yaşadı. Lexus cephesindeki bu düşüşün ana sorumlusu olarak RC, ES ve LS modellerinde yaşanan yüzde 70 ile 80 arasındaki radikal hacim kayıpları gösterilirken, bu olumsuz trendi tersine çevirmeyi başaran tek istisna yüzde 42,7 artış gösteren IS modeli oldu.
Otomotiv devinin önümüzdeki dönem stratejisi, bu üretim hatlarındaki dönüşüm süreçlerini en kısa sürede tamamlayarak bayilerdeki araç kıtlığına son vermek üzerine kurulmuş durumda. Küresel lojistik hatlarındaki dalgalanmaların ve fabrikalardaki modernizasyon gecikmelerinin önümüzdeki aylarda dengelenmesiyle birlikte, yüksek talebin yeniden satış rakamlarına olumlu yansıması bekleniyor. Değişen pazar dinamikleri ve hibrit dönüşüm süreçleri, dev üreticilerin bile kısa vadeli geçiş dönemlerinde bu tarz geçici hacim kayıplarıyla yüzleşebileceğini bir kez daha kanıtlamış oldu.














Leave a Reply